300

anasayfa

KLAZOMENAİ ZEYTİNYAĞI İŞLİĞİ

REKONSTRÜKSİYON ve RESTORASYON ÇALIŞMALARI

Resim 1  Urla İskelesi

        Günümüzden 2600 yıl önce çalışmakta olan ve Anadolu'da açığa çıkarılmış, bilinen en eski zeytinyağı işliği/fabrikası, İzmir'in Urla İlçesi'nde, İskele Mahallesi'nde, Hamdi Balaban Tarlası'nda 1992-2004 yılları arasındaki kazı  çalışmaları sonucunda, depoları ve yakınındaki iki su kuyusu ile birlikte açığa çıkarıldı ve Temmuz 2004 – Aralık 2005 tarihleri arasında yapılan çalışmalarla ayağa kaldırıldı.

        Antik zeytinyağı işliği, Klazomenai kentinde yaşayan İonlar tarafından inşa edilmiş ve işletilmiştir. Klazomenai antik kenti ile ilgili buluntular, Türkiye'nin batı kıyısında, günümüzde İzmir'e (eski çağda Smyrna) bağlı Urla ilçesi'nin, Karantina Adası'nı da içine alan İskele mahallesinde ve civarında açığa çıkarılmıştır. İskele Mahallesi, İzmir Körfezi'nin güney kıyısının ortalarında yer almaktadır. M. ö. ikinci bin yıllarının sonuna doğru, Dor'ların orta Avrupa içlerinden aşağıya, Yunanistan Yarımadası'na inmeleri ile meydana gelen Ege göçleri sonucunda İonlar, Yunanistan yarımadasından Anadolu'ya geçerek, İzmir Körfezi'nden Mandalya Körfezi'ne kadar uzanan ve Khios (Sakız) ile Samos (Sisam) adalarını da içine alan bölgeye yerleşmişlerdir. Onların Batı Anadolu'ya geçmelerine neden olan Ege göçleri, o zamanki dünyada büyük kargaşalara yol açmış, pek çok kavmi yerinden etmiş ve Troia gibi birçok kent devletinin, hatta Hitit İmparatorluğu gibi büyük devletlerin bile sarsılmalarına, yıkılmalarına neden olmuştur. İonlar, bu ortam içinde yeni yurtlarına gelerek kentler kurmuşlar ve yerleştikleri bölgeye bundan böyle "İonia" adı verilmiştir. İon kolonizasyonu olarak adlandırılan bu olay, zaman içerisinde yayılmaya dönüşmüş, önceleri iki Aiol şehri olan ve İzmir körfezi kıyısında bulunan Smyrna (Eski İzmir) ile Phokaia (Eski Foça) Aiol'lerin elinden koparılıp alınmış ve birer İon kent devletine dönüştürülmüştür. Panionion'da toplanan İon'ların, güneyden başlayarak ilk kentleri Miletos'tur; hemen sonra Myus ve Priene gelir; bu kentler Karia bölgesinde kurulmuşlardır. Lydia bölgesinde Ephesos, Kolophon, Lebedos, Teos, Klazomenai, Phokaia vardır. Tarihçi Herodotos, (M.ö. 490–425) on iki İon kent devleti arasında Klazomenai'nin de bulunduğunu bildirmektedir. Klazomenai Kenti'ne ait kalıntılar M.ö. 5. yüzyıl dışında anakarada bulunmaktadır. Verilere göre, M.ö. 5. yüzyıl yerleşmesi Karantina Adası'ndadır. Ele geçen buluntular, kentin  M.s. 7. yüzyıla dek varlığını sürdürdüğünü göstermektedir.

        İonialı gözlemci doğa düşünürlerinin İonia toplumuna önemli yararları olmuştur. Bu düşünürler arasında Thales, Anaksimenes, Anaksimandros ve Klazomenai'li Anaksagoras sayılabilir. Bu filozofların doğayı gözlemeleri sonucunda elde ettikleri bilgiler,  İonia'da endüstriye de yansımış gibi görünmektedir. Klazomenai antik kenti'nin zeytinyağı fabrikasındaki, bileşik kaplar esasına göre çalışan yağ ayrıştırma sistemi bunun göstergelerinden biri olmalıdır. 

İŞLİK NEREDEDİR ?

        Klazomenai zeytinyağı işliği İzmir'in Urla İlçesi'nde, İskele Mahallesi'ndeki Hamdi Balaban Tarlası'ndadır. Yolunuz bir gün Urla İskele'sine düşerse Türk Telekom binasının karşı tarafındaki tarlada Klazomenai Zeytinyağı Fabrikası, deposu ve kuyuları ile çevredeki diğer yapılardan farklı mimarilerinden dolayı kendilerini hemen belli edeceklerdir. Kıyı yoluna paralel uzanan ve İskele'nin hemen arkasından geçen yoldan güneye doğru baktığınızda, arazi içinde yanyana yükselen düz damlı, taş duvarlı depo binası ile saz çatılı, kerpiç duvarlı heybetli zeytinyağı fabrikası hemen dikkatinizi çekecektir.

KAZILAR SONUCUNDA ORTAYA ÇIKAN DURUMU NASILDI ?

        Klazomenai Zeytinyağı tesisinin işlik bölümü, anakaya yüzeyinin, yatay bir düzlem elde etmek amacıyla oyulması ile oluşturulmuştur. İçeriye, batı kenarından, kayaya oyulmuş bir basamakla inilerek girilir. İşliğin tabanında, çeşitli derinlik ve şekillerde, farklı işlevlere sahip onaltı çukur saptanmıştır. Bu çukurların yorumlanması sonucunda burada, bir zeytin değirmeninin, üç kuyulu bir yağ ayrıştırma düzeneğinin (polima), bir bocurgatın ve iki ayrı baskı tablasının varlığı belirlenmiştir. Bir zeytinyağı işliğinde tek olması gereken baskı tablasından, Klazomenai örneğinde iki tane olması, iki ayrı sistemin var olduğu izlenimini uyandırmıştır. Bu izlenimden yola çıkılarak, çukurların doldurulmasında kullanılan malzemenin niteliğiyle, içerdiği seramik gibi küçük buluntular incelenmiş ve çukurların tümünün aynı anda doldurulmadığı ortaya çıkmıştır. Böylece burada, iki kullanım evresinin varlığı saptanmış ve işlikte, iki ayrı baskı tablası için hazırlanmış farklı alt yapının nedeni anlaşılmıştır. resim 2

        Fabrikanın biri kuzeyde, diğeri de batı da olmak üzere iki deposu açığa çıkarılmıştır. Birinci evrede kullanılmış olduğu anlaşılan ve işliğin dış tarafında, kuzey kenarına bitişik olarak, ana kayanın oyulması ile oluşturulan ilk deponun tabanında, kaya içine oyulmuş yuvaların birine yerleştirilmiş yağ küpü (pithos)  olduğu yerde günümüze kadar korunup gelmiştir.

    İkinci evrede, Fabrikanın batısına, fabrikadan bağımsız olarak ikinci bir depo inşa edilmiştir. Dikdörtgen biçimindeki bu depo, anakayanın bir bodrum katı derinliğinde (yaklaşık 2 metre) oyulması ile elde edilmiştir. İçine, güneydoğu köşeden, kayadan yontulmuş bir merdivenle inilmektedir. Deponun içinde, merdivenin hemen yan tarafında, içinde deponun kayıt belgelerinin tutulduğu ve korunduğu sanılan, dar girişli küçük bir mekan yer almaktadır. Deponun ortasındaki kuyu, depo ile çağdaş değildir. Çok daha sonraki bir tarihte, Bizans döneminde yapılmış bir sarnıcın alt elemanıdır. Deponun dışında, kuzeybatıda yer alan iki kuyu, ana kayanın düzgün bir şekilde oyulması ile yapılmışlardır ve zeytinyağı işliği ile çağdaştırlar.

HANGİ DÖNEMDE YAPILMIŞTIR ?

        İşliğin ilk kullanım evresi M.ö. 600/580-546, ikinci kullanım evresi de M.ö. 530-500 yılları arasına tarihlenmektedir.   Verilere göre, birinci evre, Persler'in Lydia ile birlikte İon kentlerini ele geçirdikleri dönemde son bulmuştur. İkinci evrede işlik, yeni düzenlemelerle yeniden kullanılmıştır. Bu evre, tüm yerleşmede de izlenebildiği gibi, İonia Ayaklanması sırasında sona ermiş ve işlik daha sonra kullanılmamıştır. M.ö. 4. yüzyılda işliğin bulunduğu alan üzerine inşa edilen büyük bir yapı için gerekli düzeltme çalışmaları sırasında tesisin içi doldurulmuş, üzeri örtülmüş ve kayaya oyulmuş alt yapısı bu şekilde günümüze kadar korunup gelmiştir. resim 3.

2005 yılı kazı sezonunda, İşlik düzleminin doğu tarafındaki Açma 1’de yapılan kazı sonucu, kuzey-güney yönünde uzandığı görülen kent suru, dışarıdan kente girişi sağlayan bir kapı, giriş koridoru ve kapının iki yanında yer alan kulelere ait kalıntılar açığa çıkarılmıştır. Bu yeni buluntu ile elde edilen topografik verilere göre, Klazomenai zeytinyağı fabrikasının da içinde yer aldığı “işlikler bölgesi” günümüzün küçük sanayi sitelerine benzer biçimde, kentin dışındaki bir alanda yer almaktadır.

BİRİNCİ VE İKİNCİ EVREDE KULLANILAN 

ELEMANLAR VE SİSTEMLER NELERDİ ?

        Tesisin sınırlı üretim kapasitesine sahip birinci evresinde, üretim kentin ve yakın çevresinin gereksinimini karşılamaya yönelik iken, ikinci evrede deniz aşırı ülkelere ihracat önem kazanmıştır:

- Birinci  ve ikinci kullanım evresinde, olasılıkla aynı değirmen kullanılmıştır.

- İlk evrede, işliğin güneydeki dar kenarının ortasına  yerleştirilen bocurgatsız, sınırlı üretim kapasiteli, küçük bir baskı düzeneği kullanılırken; ikinci evrede, ilk evrede kullanılan baskı düzeneği kaldırılmış, onun yerine, doğu kenara paralel yerleştirilen, ağır yapılı, geniş tablalı, uzun  kollu bir baskı düzeneği kullanılmıştır.

- Birinci evrede, içinde yağın ayrıştırıldığı polima, Filistin, Girit ve Kıbrıs'daki çağdaş merkezlerin zeytinyağı işliklerinde görüldüğü gibi, baskı tablası oluğunun altına yerleştirilmiş bir kazan olmalıdır. Bu kazan, kayaya oyulmuş baskı tablası yuvalarının bitişiğine oyulmuş çukurun içinde duruyor olmalıydı. İkinci evrede, işlik içinde, ilk evredeki basit yağ ayrıştırma düzeneği yerine, batı duvarı boyunca, kuzey-güney doğrultusunda kayaya oyulmuş, yanyana üç kuyudan oluşan yeni bir yağ ayrıştırma düzeneği (polima) kullanılmıştır. Bu üç kuyudan, ortadaki ile kuzeydeki kuyu, dibe yakın bir delikle birbirine bağlanmıştır. Güneydeki kuyunun diğerleriyle ya da başka bir unsurla bağlantısı yoktur. Bu sistem, bileşik kaplar esasına dayanan ileri ve yeni bir tekniktir. Buna göre; baskıdan gelen yağ ile karasu karışımı sıvı, önceden deliğin üst seviyesini aşacak şekilde su ile doldurulmuş kuyulardan ortadakine akıtılmaktadır. Sudan hafif olan zeytinyağı, orta kuyuda suyun üstüne çıkmaktadır. Ağır olan kara su ve tortu dibe çökmekte, kuyu doldukça da, dipteki delikten bitişikteki kuyuya geçmektedir. Orta kuyudaki suyun yüzeyinde biriken zeytinyağı, yayvan bir kepçe ile güneydeki bağlantısız üçüncü kuyuya aktarılmakta ve burada dinlenmeye bırakılmaktadır. Bileşik kaplar esasına göre işleyen bu yeni yağ ayrıştırma sistemi, yapılan işleme ara vermeden kesintisiz çalışma olanağı yaratmıştır. resim 4 , resim 5

- İşliğin ikinci evresinde, arttırılan üretim kapasitesi karşısında yapının dışında, kuzey kenara bitişik, ana kayaya oyulmuş ve içinde hala yerli yerindebir küpün (pithos) durduğu depo yetersiz kalınca, işliğin batısında, kayanın bir bodrum katı derinliğinde oyulması ile dikdörtgen şekilli ve büyük bir depo daha yapılmıştır. İçine güneyden ana kayaya oyulmuş bir merdivenle inilen bu depoda, merdivenin batı tarafına bitişik, dar girişi olan bir mekanın subasman duvarları açığa çıkarılmıştır. Bu, deponun yazıhanesidir. Deponun kaya içindeki derinliği göz önüne alındığında, bu depo iki katlı olarak inşa edilmiştir. Kaya içine oyulmuş alt katın ısısı değişmeyen, serin ve karanlık bir yer olduğu (kav) göz önünde tutulduğunda, burada şarap; üst katta da zeytinyağı depolanmış olmalıdır.

- Klazomenai ve diğer İon kolonilerinde yürütülen kazılarda açığa çıkarılan ve içleri şarap ya da zeytinyağı ile doldurulmuş Klazomenai amphoralarının bazılarının bu depodan yola çıkmış olma olasılığı yüksektir.

        İkinci evrede görülen yenilikler, üretim kapasitesinin önemli ölçüde arttırılmış olduğunu ve bunun bileşik kaplar prensibine göre çalışan polima ile "üretimde süreklilik" kazandığını gösterir. Gününün şartları içinde düşünülürse, bu gelişmiş yağ üretim yöntemi ve sürekli üretim, işliğe "fabrika" niteliği kazandırmıştır. Yeryüzünde bugüne dek açığa çıkarılmış olan zeytinyağı tesisleri arasında, Klazomenai zeytinyağı fabrikası, üç gözlü "kesintisiz yağ ayrıştırma" teknolojisini kullanan en eski fabrikadır. Burada uygulanan teknoloji, İonia'da doğanın yoğun gözlemlenmesi sonucu elde edilen bilgi birikimini ve hidrolik biliminin ulaştığı düzeyi de yansıtmaktadır.

        Teknolojik açıdan, getirdiği yeniliklerle, dünya zeytinyağı tarihinde önemli ve daha sonraları ancak Roma döneminde tekrar görülen bir yenilenme adımının temsil edildiği bu evrede, zeytinyağı şu şekilde elde edilmiştir: [resim 57 A, resim 57 B, resim 57 C]

        Zeytinler önce zeytin değirmeninde ezilip hamur haline getirilmiştir. Daha sonra buradan alınıp   keçi kılından örülmüş yuvarlak torbalara doldurulmuştur. Torbalar, üst üste konularak baskı tablasına yerleştirildikten sonra, ayar mekanizması ile bunların sayısına göre yükseltilen baskı kolu, bağlanan bir ağırlık ve bocurgat mekanizması yardımıyla aşağıya indirilmiştir. Torbaların içindeki zeytin hamurundan dışarı süzülen zeytinyağı ve karasu karışımından oluşan sıvı, baskı tablası çanağında toplanmış ve çoğaldıkça bir oluktan, bileşik kaplar esasına göre çalışan üç gözlü yağ ayrıştırma düzeneğine (polima) akarak, burada karasuyundan ayrılmış, dinlendirilmiş ve son olarak Klazomenai kentine özgü amphoralara doldurularak depolara taşınmıştır. resim 26, resim 27, resim 28, resim 06, resim 29, resim 05, resim 30, resim 50, resim 51.

AYAĞA KALDIRMA FİKRİ VE PROJESİ NASIL DOĞDU ?

        Başlangıçta, Hamdi Balaban Tarlası'nda açığa çıkarılan buluntunun, eski çağdan kalan bir zeytinyağı fabrikasına ait olduğunun henüz anlaşılamadığı günlerde,  Dalgıç lakaplı bir Urlalının kazı alanını ziyareti sırasında, buluntu karşısındaki sözleri şu oldu: "Çocuklar! Siz bir zeytinyağı işliği kazıyorsunuz!" Bir Egeli olarak zeytini, zeytinyağını, zeytinyağı işliklerini iyi tanıyan Dalgıç'ın bu yorumu üzerine buluntu, zeytinyağı işliklerinin nasıl işlediğini bilen başka insanlara da gösterildi. Onlar da bu fikri onayladılar. Bunun üzerine, buradaki çukurların işlevlerini kesinleştirmek için, zeytin, zeytinyağı, zeytinyağı sıkımı ve bunların tarihi ile ilgili kitaplar, vazo resimleri, gravürler, minyatürler, ilgili internet siteleri v.s. gibi bulunabilen bütün kaynaklar,  taranmaya başlandı. Zeytin havzası Akdeniz ve civarı bu konuyla ilgili olarak araştırıldı. Bu bağlamda Filistin, Kıbrıs, Girit, İtalya, İspanya ve Yunanistan'da bulunan Eski ve Orta Çağ zeytinyağı işlikleri de incelendi.

        Bu proje ile ilgili olarak en başından beri Prof. Dr. Güven Bakır ve Grafiker Ertan İplikçi birlikte çalıştılar ve bu çukurların tesisin işleyişi içindeki görevlerini ve burada ne tür makinaların yer almış olabileceğini araştırdılar. Kazı sezonu dışında kalan zamanlarda, hafta sonları bir araya gelip yöredeki zeytinyağı işliklerini ziyaret ettiler. Onları, makinalarını ve işleyiş biçimlerini incelediler. Böylece bu tesislerin biçimlenmesinde zeytinyağının ve zeytinin gösterdiği özelliklerin temel alındığını anladılar. Bunun ardından, 2600 yıl öncesinin tesisini de canlandırabilmek için zeytin ve zeytinyağının sahip olduğu özellikler doğrultusunda fikir yürütmeye başladılar. Bunun için zeytin ve zeytin yağını da derinlemesine araştırdılar. Sadece hafta sonları bir araya gelebildiler, çünkü bu çalışmalar Ertan İplikçi'nin, Urla Lisesi'ndeki Resim Öğretmenliğiyle, Güven Bakır'ın da Fakültedeki ve Sosyal Bilimler Enstitüsü'ndeki görevleriyle birlikte yürütülüyordu. Bu gezilerde bir Urlalı olan Ertan İplikçi'nin yöre ve insanı konusundaki bilgileri işlik ziyaretlerini ve tespitlerini kolaylaştırdı. Bu ikili ekibin topladığı bilgiler ışığında yavaş yavaş çukurların taşıdığı görevler kesinleşmeye başladı. Buralarda ne tür makinaların kullanıldığı, bunların ve bunlarla birlikte tesisin nasıl işlediği konularında, iki arkadaşın uzun sohbetlerinde enine boyuna tartışıldı. Yaz aylarına denk gelen kazı sezonunda her ikisi de Urla'da olduğundan daha yoğun çalışabildiler. Gerek arazide yapılan gözlemlerde, gerekse Ertan İplikçi'nin burada yaptığı çizimler üzerinde, edinilen bilgileri de göz önünde bulundurarak, tesisin ne tür makinalara sahip olduğunu, hangisinin hangi çukurda durduğunu, buralara nasıl sabitlenmiş olduklarını, ayrıntılarıyla belirlediler. Bu saptamalarını, zeytinyağının karakterini ve zeytinyağı tesislerinin temel işleyiş mantığını ve makinalarını göz önünde bulundurduklarında, tesisin çukurlarının konumları ve içlerindeki izler de destekliyordu. Hatta buradan, baskı tablasının da ahşap olduğu anlaşılıyordu. Bunları onlara, zeytin ve zeytinyağının özellikleri ile birlikte değerlendirildiğinde, çukurlar zaten kendileri söylüyordu.  Bu doğrultuda, Ertan İplikçi, çukurlarının içine makinalarının da yerleştirildiği 2600 yıllık tesisin bir canlandırma çizimini yaptı resim 04. Bu canlandırmadaki bazı unsurlar araştırma devam ettikçe, yeni bilgilere ulaşıldıkça değiştirildi. Önceleri tek evreli kabul edilen tesisin iki ayrı evre içinde yer alan, biri küçük, diğeri de büyük üretim kapasiteli ve eskisine göre daha gelişmiş iki ayrı tesisi içerdiği ortaya çıktı. Daha sonra aynı durumun,  depolar için de geçerli olduğu görüldü. Uzun süre pres kolunu aşağıya indirip yukarı kaldıran mekanizmanın nasıl bir sisteme sahip olduğunu tartıştılar, bunun ayrı ayrı versiyonlarını tasarladılar, çizdiler, canlandırma çizimine ekleyip çıkardılar. Bu canlandırma çizimini yapabilmek için tesisi kuşatan yapıyı ve inşa edildiği malzemeyi de tartıştılar. Kapı, pencere, çivi ayrıntısına dek dönemin mimarisini, kaynakları tarayarak gözden geçirdiler. O dönemin vazoları üzerindeki çizimleri incelediler. Çatı konstrüksiyonu olarak iki tip düşündüler ve onları da ayrı ayrı çizdiler. Bunlardan biri, toprak örtülü düz dam, diğeri de saz örtülü kırma çatı olarak tasarlandı. Sonunda bu canlandırma çizimini daha da canlandırmaya, üç boyutlu hale getirmeye karar verdiler ve fabrikanın, batıdaki depo da dahil, 1/20 ölçekli maketinin yapımı başladı resim 08. Bu maketi Ertan İplikçi aşağı yukarı bir buçuk yıl içinde, öğretmenlikten arta kalan zamanlarında, doğal malzemeler kullanarak yaptı. Kerpiçleri üretmek için doğadan malzeme topladı. Bunları kardı, kalıplara döktü. Kuruyup çektiklerini görünce, buna göre kil miktarını arttırdı. Fabrikanın zeminini çukurlarıyla birlikte aslına uygun olarak oluşturdu. İçlerine ahşap makinalarını yerleştirdi. Yapıların duvarlarını, hazırladığı kerpiçlerle ile ördü. Duvarlarının yüzeyini Urla'nın beyaz renkli toprağını (marn) kullanarak sıvadı. Fabrikanın çatı iskeletini yapıdan ayrı olarak imal etti, üzerini saz  görünümü veren çam yaprakları  ile döşedi. Bunları döşeyebilmenin, yaş haldeki yaprakların kaygan olmasından dolayı ve yaptığı çeşitli denemelerin ardından, evindeki fırında fırınlayıp kuruttuktan sonra mümkün olabileceğini gördü ve öyle de yaptı. Son olarak çatıyı yapının üzerine oturttu. Bu kısmı istendiğinde makinaları rahatça sergileyebilmek üzere takılıp çıkarılır biçimde imal etti. Fabrikanın saz çatısının biçimi ve eğim derecesi için Klazomenai'de bulunmuş bir lahitin, saz çatıya öykünen kapağı model olarak alındı resim 09. Bu kapağın üzerinde çatının mahya kısmındaki saz demetlerini birarada tutan çırpaklar çizim ile detaylandırılmış durumdaydı ve mahyasına verilmiş bombe de burada saz çatı betimlenmek istendiğini gösteriyordu. Kazıdaki lahitlerin çizimlerini de yapmış olan Ertan İplikçi parmaklarının ucuyla bu detayların bizzat üzerinde dolaşmış ve onları da kalemiyle, ölçekli olarak çizerek tekrarlamıştı. Konuya bu bakımdan da uzak değildi. Maketin, fabrika yapısının, toprak örtülü, düz damlı olarak değil de, Klazomenai'de bulunmuş ve saz çatı model alınarak şekillendirilmiş bir  seramik lahit kapağına göre tasarlanan bir çatı ile örtülmeye karar verilmesinin dört nedeni vardı:

        Birincisi; yapılan incelemelere göre değirmen insan gücü ile dönüyordu. Bu insanların fabrika zemininde değirmeni döndürmeleri, fabrika makinalarının mekan içindeki konumlarından ve kapladıkları yerden dolayı mümkün değildi. O nedenle değirmen taşlarının mili bir batar kata çıkılarak çevirilebilirdi. Düz dam yapılırsa, bu insanların rahatça çalışabilmeleri için yapının tavanının, dolayısıyla duvarlarının biraz daha yükseltilmesi gerekecekti. Bu da yapının oranlarını abartılı boyutlara ulaştıracaktı. Bu nedenle duvarları batar kata çıkabilecek azami insan boyu seviyesinde kesmeye izin veren ve insanların içinde rahatça çalışabileceği kırma çatı modeli tercih edildi.

        İkincisi; düz damda havalandırma deliği mevcut değildi. Kırma çatı modelinde yapı, mahyanın bir ucuna açılmış ve saz çatı döşeyicilerince "baykuş deliği" olarak adlandırılan üçgen şekilli pencerecikten havalandırılıyordu. Buradan ayrıca ışık da girebiliyordu.

        Üçüncüsü; yapıdan arta kalan tek bir çatı kiremiti örneğine rastlanmadığından, saz örtülü olarak imal edilmiş bir çatıya sahip olması olasılığının benimsenmesiydi.

        Dördüncü neden de, saz çatının düz dama göre daha etkileyici, heybetli ve dikkat çekici olacağına inanılmasıydı.

        Yapılan makette, depo yapısı da, deponun sahip olduğu bodrum derinliğinin izin vereceği de düşünülerek, toprak örtülü, bir düz dam ile kapatıldı. Böylece, hem her iki çatı tipi de yanyana sergilenmiş oldu, hem de birbirinden işlev yönünden farklı bu iki yapı dış görünüşleri açısından birbirinden ayrılarak farklı hale geldiler.

        Maket yapılarının duvarlarının üzerinde yükseldiği beyaz Urla taşından yapılmış subasman, Klazomenai'deki kazılarda çıkan, işliğin yapıldığı dönemle çağdaş ve Urla'nın beyaz renkli taşı kullanılarak örülmüş taş duvarların malzemesi ve örgüsü model alınarak yapıldı. Maket subasmanını oluşturan minyatür taş birimler tek tek yontulup traşlandı ve örüldü. Kerpiçler, buradaki kazılarda bulunan kerpiçlerin boyutları esas alınarak üretildi. Tesisin kapı girişleri, ana kayaya oyulmuş giriş kapısı basamaklarından dolayı yerlerini belli etmişlerdi. Maketin kapıları buralara, antik dönem vazo çizimleri esas alınarak tasarlanıp yapıldı. Pencere yerleri de mantığın söylediği yerlere, işlik içindeki çalışma şartları ve makinaların yerlerine göre belirlendi. Bunlar da antik dönem vazo çizimleri esas alınarak tasarlandı. Tüm bunların ardından zeytinyağı fabrikasının saz çatılı maketi, yanındaki düz damlı depo binasının maketiyle birlikte, yanyana ortaya çıktı. Bunun makinalar da dahil yirmi kat büyüğü gerçek boyutlardaki yapı demekti.

        Maketin yapımının ardından Güven Bakır ve arkadaşı Ertan İplikçi bu maketin yirmi kat büyüğünü orijinal yerinde yapmayı düşünmeye başladılar. Bunun iki nedeni vardı:

        Birincisi; kazı alanına gelen ziyaretçilere tesise ait kayaya oyulmuş yuvaların işlevleri, içinde yer alan makinalar ve tesisin nasıl işlediği anlatıldığında, çoğu zaman bunu anlamaları ve yapısıyla birlikte tesisin üç boyutlu halini  canlandırmaları mümkün olmuyordu.

        İkincisi; tasarladıkları bu tesisin ve makinalarının işleyip işlemediğini, işlerse ne kadar işleyeceğini ve tasarımlarında yanılıp yanılmadıklarını bu makinaları işleterek görmek istediler.

        Düşüncede, deneysel arkeoloji boyutuna doğru yönelmiş durumdaydılar. Bu düşünceden hareketle, makinaların gerçek boyutlardaki durumlarını, en ince ayrıntılarını da gösterir biçimde ölçekli olarak tasarlamaya başladılar resim 07. Ertan İplikçi, tüm ayrıtısıyla, çivisine varana dek, her bir makinayı parçalarına ayrıştırılmış durumlarıyla, ayrı ayrı paftalar üzerinde göstererek, makina parçaları katalogları tarzında bir çizim kitapçığı hazırladı. Bu çizimlerdeki ayrıntılar, makinalar gerçek boyutlara uyarlandığı durumda, kullanım sırasındaki dayanıklılıkları da göz önünde bulundurularak tasarlandı. Örneğin baskı kolu; baskı koluna ne kadar basınç uygulanabilir? baskı kolunun çapı ne olur? kolun parçaları nasıl birleştirilirse basınca dayanıklı olur? gibi sorular cevaplandırılarak tasarlanıp ölçekli ve herbir ayrıntısının ölçüsü verilerek çizildi.

        Bu tasarım çalışmaları sırasında Ertan İplikçi tarafından yüzlerce eskiz ve çizim yapıldı resim 11. Bu çalışmalar sürerken bir basın açıklamasında Prof.Dr. Güven Bakır tesisin ayağa kaldırılmak istenmesi yönündeki dileklerini ifade etti. Bu basın demecinin ardından, Komili Zeytinyağları projeyi benimsedi. Klazomenai'de 25 yıl içinde Kültür Bakanlığı ile Ege Üniversitesi tarafından sürekli, Urla Belediyesi ve Enka Ltd. Şirketi tarafından da zaman zaman desteklenen  uzun soluklu kazı çalışmaları içinde, bunlardan ayrı olarak, tüm kentin bir birimini kapsayan bu müstakil projenin 1997 ve 2000 yılı arasındaki kazılarının desteklenmesini ve ayağa kaldırması ile birlikte bakımının ve korunmasının  sponsorluğunu Komili Zeytinyağları üstlendi.

KLAZOMENAİ ZEYTİNYAĞI İŞLİĞİNİN

AYAĞA KALDIRILMASI NASIL GERÇEKLEŞTİ ?

Birinci etap çalışmaları  (2004 yılı)

    Klazomenai Zeytinyağı Fabrikası, 1992–2004 yılları arasında, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nden Prof.Dr. Güven Bakır'ın başkanlığını yaptığı kazı ekibi tarafından yürütülen kazı çalışmaları sonucunda deposu ve kuyuları ile birlikte tamamen ortaya çıkarıldı. Böylece, bu birimlerin kazısı 2004 kazı sezonu içinde tamamlandı. Aynı sezon, Hamdi Balaban Tarlası içinde yer alan diğer açmalarındaki kazı çalışmaları sürerken resim 53, kazısı tamamlanan bu açmaların içinde yer alan tesisin ve deposunun ayağa kaldırılması çalışmalarına, proje sorumlusu Prof Dr. Güven Bakır'ın başkanlığında, Proje Danışmanı Grafiker Ertan İplikçi ve Komili Zeytinyağlarının görevlendirdiği mimar tarafından başlandı.

        Fabrika, batıdaki depo ve kuyular ile işlik içerisinde yer alan makinaların inşasında tamamen doğal, mümkün olduğunca da yöreye ait malzemeler kullanıldı.

        Önce, fabrikanın ve depo binasının içinde yer aldığı kazı alanı ile güneydeki üzüm bağı arazisi bir istinat duvarı inşa edilerek birbirinden ayırıldı. Böylece, bağ arazisinin bulunduğu taraftan akan toprak ve su engellenmiş oldu.

        Ardından depo binasının inşaatına geçildi resim 12. Bunun için bir yandan Hasan Ünal Usta'nın, köyünde edinmiş olduğu deneyiminden, bilgilerinden ve ustalığından faydalanılarak, fabrikanın  ve deponun ait olduğu döneme ait kerpiç buluntuları esas alınarak kerpiçler üretilirken, diğer yandan da üzerinde kerpiç duvarların yükseleceği  taş subasman ve çatıyı taşıyacak olan ahşap kısımlarının yapımına geçildi. İyice kuruyan kerpiçlerle  duvarlar örüldükten sonra, çatının taşıyıcı sütunları ve ana kirişi üzerine yatay kirişler yerleştirildi ve onların üzerine de ahşap tomruklar yatay olarak dizilerek çatı kapatıldı. Ahşap çatı örtüsünün üzerine toprak, kil, çorak gibi doğal yalıtım malzemeleri serilerek loğ taşı ile sıkıştırıldı. resim 13, resim 14, resim 15

        Depo kısmının duvarlarının inşası sürerken, Cevat Usta tarafından zeytinyağı fabrikasının ahşap makinaları imal edilmeye başlandı. Önce baskı kolu, sonra baskı kolunu çatal ucundan sabitleyecek olan dikey ahşap dikmeler, bocurgat ve baskı tablası oluğu üretildi resim 10. Son olarak bocurgat makaraları Oğuz T. Öncü, baskı tablası da Ahmet Kuşcan Usta tarafından Urla'daki tersanesinde yapıldı resim 24. Ahşap makinaları sağlamlaştıran demir parçalar ise Urla'nın tek sıcak demircisi, yetmiş beş yaşındaki Ekrem Birgül Usta ve oğlu Adurrahman Usta tarafından imal edildi  resim 17.

        Depo kısmının inşaatı ve fabrika makinalarının üretimi sürerken, kırma bir çatı ile sonlanan ve kuyu kovasının bağlanacağı ahşap çıkrık sistemini de içine alan taş kuyu bilezikleri örüldü. 

        Cevat Usta'nın ahşap makina parçalarını imal ettiği sırada, zeytinyağı fabrikasının değirmen taşları, değirmen taşlarının üzerinde döndüğü çok parçalı, yuvarlak değirmen tabanı ve onun merkezinde yer alan mil yuvası, çalışan son değirmen taşı ustası, yetmiş altı yaşındaki Ömer Engindeniz Usta ve onun yardımcısı ve oğlu Veysel Usta tarafından  yontuldu resim 18, resim 19, resim 20, resim 21. Urla'da Akpınar yağhanesinin sahibi sayın Zeki Akpınar'ın Klazomenai Zeytinyağı Fabrikası'na hediye ettiği ve Ömer Usta tarafından buraya göre yeniden yontulup biçimlendirilen değirmen ve değirmen tabanı taşları, hazırlanan ahşap kızakların üzerinde kaydırılarak, her zaman özveri ile çalışan arkadaşlarımız Ferdi Çetin ve Oktay Balım'ın da yardımıyla yerlerine yerleştirildi. Tüm bunların ardından fabrika binasının inşasına başlandı. Önce tesisin sınırları boyunca, birbirine yatay ahşap kuşaklarla bağlanan taşıyıcı ahşap dikmeler yerleştirildi resim 22. Daha sonra, beyaz Urla taşı ile subasman örüldü resim 23. Subasman örülürken yapının ahşap karkası tamamlandı ve kerpiç duvarlar örüldü ve dışarıdan, ahşap karkas sistemi de gösterilerek sıvandı. resim 16.

          Klazomenai Zeytinyağı Fabrikası'nın ayağa kaldırılması sırasında, makinaların yerlerine yerleştirilmesinden hemen sonra, 2004 yılının Kasım ayında yapılan ilk deneme sıkımı ve zeytin sıkma sezonu içinde yapılan sonraki sıkımlar başarı ile sonuçlandı. 2600 yıl sonra burada tekrar zeytinyağı elde edildi. Elde edilen ilk yağ ve diğer denemelerden elde edilenler, şişelenerek örnek olarak saklandı. resim 26, resim 27, resim 28, resim 06, resim 29, resim 30.

        Bu sıkımların sonucunda, makinaları tasarlayan ve işleyişleri konusunda fikir yürüten Güven Bakır ve Ertan İplikçi' nin:

- Fabrika alanındaki çukurların içinde ne tür makinaların yer aldığı,

- Bu makinaların konumları,

- Makinaların tasarımı ve nasıl işlediği,

- Makinalarla birlikte tesisin nasıl işlediği konularındaki saptamalarının doğru oldukları anlaşıldı.

- Ayrıca, birinci ve ikinci evre işliklerinde su ısıtmaya yarayan ocak benzeri bir  tesis bulunamamış olmakla beraber, oldukça soğuk bir günde yapılan bir deneme sıkımında da zeytinyağının donarak akmadığı, sadece kara suyunun aktığı görüldü. Bunun sonucunda yağın çözülebilmesi için belli derecede ısıtılmış su gerektiği anlaşıldı. Bu deneyimlere göre, su ısıtmak için işlikte mangal benzeri, taşınabilir bir ısı kaynağı kullanılmış olabileceği anlaşıldı.

        Bir yandan deneme sıkımları yapılırken, diğer bir yandan da yapının ahşap çatı iskeletinin inşa edilmesinin ardından, çatının saz ile örtülmesine geçildi.  Mersin'den balyalar halinde getirilen saz demetleri, hayatında hiç saz çatı görmemiş Mevlüt Pirçek Usta ve ekibi tarafından ahşap çatı karkasının üzerine kaplanmaya çalışıldı resim 25.

              Fabrikanın ayağa kaldırılma çalışmasına, 2004 yılının Aralık ayında, iklim koşulları elvermediği için ara verildi resim 32.

 İkinci etap çalışmaları (2005 yılı)

        2004 Aralık - 2005 Haziran ayları arasında verilen arada, Zeytinyağı Fabrikası ve deposu, deneysel arkeoloji boyutunda, içlerinde yer aldıkları arazi ile birlikte Güven Bakır ve Ertan İplikçi tarafından, her türlü hava koşulu altında gözlemlenerek mevcut ve ortaya çıkan olumsuzluklar belirlendi. Buna göre:

- Yapıların içinde yer aldığı ve batıdan doğuya doğru hafif bir eğimle alçalan arazinin batı kenarından akan yağmur suyunun, kuzeyde ve doğuda bir set gibi uzanan modern yol ve modern yapılar nedeniyle, denize doğru geçiş yolu bulamadığı için,  zeytinyağı işliğinin bulunduğu alanda toplanarak göllendiği görüldü.

- Bir yandan arazide biriken suyun, diğer yandan da çatı izolasyonun düzgün olmamasından dolayı yağmur sularının, bir bodrum katına sahip olan depo binasının zemininde de biriktiği, bir metre yükseldiği ve burada oluşan rutubetin duvarları oluşturan kerpiçleri gevşettiği görüldü.

- Kerpiç duvarların içindeki taşıyıcı ahşap karkasın ve çatının ahşap iskeletinin statik açıdan zayıf olduğu, rutubetle gevşeyen kerpiçlerin ve çatının yükünü taşıyamamakta olduğu, bunun sonucunda da bu binanın can güvenliği açısından tehlikeli olduğu anlaşıldı.  

- Yağan şiddetli yağmurların zeytinyağı fabrikasının sadece güney cephesinde etkili olduğu ve bu kısmı kaplayan toprak sıvayı incelttiği   görüldü.

- Saz çatı, aranan kriterlere uygun yapılmamış olmasından ve saz örtünün çok ince tutulmasından dolayı,  çatıya düşen yağmur sularının işliğin içine aktığı görüldü.

Tüm bu gözlemlere göre:

- İçinde su birikmesini ve bunun yapıları etkilemesini önlemek için, arazinin batı kenarında önceden varolduğu temellerinden anlaşılan istinad duvarının, mevcut temelleri üzerinde izolasyonlu olarak tekrar inşa edilmesine ,

- Deponun kerpiç duvarlarının, ahşap karkaslı taş duvarlarla değiştirilmesine; düz toprak çatısının izolasyonuna önem verilmesinine,

- Zeytinyağı fabrikasının saçaklarının uzatılmasına, özellikle de fabrikanın güney duvarının, katkısı arttırılmış toprak sıva ile tekrar sıvanmasına,

- Ülkemizde antik dönemde uygulanan, fakat zamanla ortadan kalkan, ancak günümüzde özellikle orta ve batı Avrupa'da, ustalarınca lonca kurallarına uygun olarak imal edilmeye devam edilen, kriterlere uygun yapıldığında su geçirmediği bilinen saz çatının, bu geleneği hala sürdüren bir Avrupa ülkesinden gelecek olan "Saz Çatı Ustaları"na yaptırılmasına, karar verildi.

        Yukarıda belirtilen aksaklıkları gidermek üzere ikinci etap çalışmalarına, 2005 yılının Haziran ayından itibaren devam edildi. Bu aydan itibaren işin yürütülmesini Komili Zeytinyağları adına KARSAN firması üstlendi. Çalışmalar, restorasyon alanında tecrübeli, Restoratör Mimar Tamer Pakben'in denetiminde yapıldı. resim 33, resim 34.

        Yapılan gözlemler sonucu belirlenen aksaklıkların ve yetersizliklerin giderilmesine yönelik çalışmalara, zeytinyağı fabrikasının depo binasından başlandı.

        Önce, taş duvarlarla değiştirilmek üzere, kerpiç duvarları sökmek için ahşap tomruklardan oluşan düz dam  ve elemanları bütünüyle söküldü. Daha sonra, yapının kerpiç duvarları kaldırıldı. En son oluşturulacak taş duvarların ahşap karkasını ana kayaya oturtabilmek için, taş subasman  ve yazıhane kısmının kerpiç duvarları söküldü. resim 37

        Depo kısmından sonra zeytinyağı fabrikasını örten çatının önce sazları, daha sonra da saz kaplamaya uygun olmayan ahşap iskeleti söküldü. Çatının sökülmesi sırasında, Mersin'den gelen Alman "Hiss Reet (Hiss Kamış)" firmasının Türkiye sorumlusu Ersin Dündar ile yapılacak yeni ve normlarına uygun saz çatı için, yerinde bir inceleme yapıldı. Saz çatının yapımı ve Almanya'dan gelecek saz çatı ekibi ile ilgili ayrıntılar üzerinde görüşüldü.

        Zeytinyağı Fabrikası'nın çatı iskeleti sökülürken, depo duvarlarının ahşap karkası çakıldı. Daha sonra, bodrum katı üstünde yer alan zemin katı tabanının yalnız yarısı çakıldı. Bu uygulama ile, sergileme sırasında, gerek mekan içinde zemin kat seviyesinden aşağıya doğru, gerekse pencerelerden içeriye doğru bakan  ziyaretçilerin deponun içini bütünüyle görebilmeleri sağlandı. Bodrum kata inen, kayaya oyulmuş merdivenin daha fazla aşınmasını önlemek için, bir önlem olarak, gelen ziyaretçilerin zemin kat seviyesindeki diğer bir kapıdan girerek ahşap bir merdivenle alt kata inmeleri sağlandı. Tüm bunlar, Cuma Doğan  denetimindeki KARSAN ekibi tarafından yapıldı. Daha sonra ahşap karkası içine alacak şekilde taş duvarlar Abdülkadir ve Hasan Ustalar tarafından örülmeye başlandı. Duvar örülürken, batıdaki duvarın orta kısmında yer alan pencere aralığının iki yanında, işlikte deneysel olarak üretilecek ve sergilenmek istenen zeytinyağlarının şişeleri için iki niş yeri bırakıldı resim 42, resim 43.

        Deponun taş duvarları örülürken, Tamer Pakben'in denetiminde, Cuma Usta yönetimindeki KARSAN firması ekibi tarafından, saz çatı normlarına uygun yeni ahşap çatı iskeleti inşa edilmeye başlandı resim 38, resim 40, resim 41.

        Zeytinyağı fabrikasının ahşap çatı iskeletinin tamamlanmasıyla birlikte, Ersin Dündar ve ekibi çatıyı kaplamak üzere Türkiye'deki saz bölgelerinden kesilerek, Alman Hiss Reet Firması'nın Mersin'deki merkezinde toplanan sazlardan bir kısmını, her biri yüzer demetlik olan balyalar halinde, kazı alanına getirdiler resim 44, resim 45. Ardından, Volker Barfuss ve oğlu Kornell Almanya'dan gelerek fabrikanın çatısını saz kaplamaya başladılar resim 46, resim 47, resim 48, resim 49. Mersin'den gelen üç kişilik ekip de bir yandan onlara yardım ederken, diğer yandan hem gözlemleri sonucunda öğrendikleri ile hem de Almanya'dan gelen ustaların verdikleri destekle eğitim için kurdukları çatılarını saz kaplamaya başladılar. Almanya'dan gelen saz çatı ustaları fabrikanın çatısını ve kuyulardan birinin gölgelik çatısını iki hafta içinde saz ile kapladıktan sonra işlerini tamamladılar. Diğer kuyunun gölgelik çatısı da, Volker Usta denetiminde, Mersin'den gelen üç kişilik malzeme ekibinden Niyazi Usta tarafından saz ile kaplandı. Böylece alınan saz çatı kaplama eğitiminin uygulaması da yapılmış oldu.

        Fabrikanın saz çatısının tamamlanması ile aynı zamanda, deponun düz ahşap damının da KARSAN ekibi tarafından yapılmasıyla yapıların ayağa kaldırılması bitirilmiş  oldu.

        Daha sonra yapıların ahşap kapı ve pencere kepenkleri, Kani Kurt Usta'nın yaptığı ve  Anadolu'nun geleneksel normlarına daha uygun bulunanlarıyla değiştirildi resim 52.

        Fabrikanın yağışlarla aşınan güney duvarının dış cephe yüzeyi, katkısı arttırılmış toprak ile sıvandı. Duvarlarda, dışa yansıyan ahşap duvar karkasının yüzeyi de temizlenerek belirginleştirildi resim 59.

        Deponun içine, Menemen çömlekçileri tarafından üretilen Klazomenai amphoralarının replikaları konuldu resim 50, resim 51.

        İkinci etap çalışmaları sırasında fabrikanın makinaları tekrar ele alındı. Baskı tablası ve tablanın ağaç kütüğünden ayakları, bocurgatın palanga makaraları, değirmen mili elden geçirildi ve sağlamlaştırıldı. Fabrikanın ve deponun aydınlatma sistemi kuruldu. Ayrıca bütün tesis, geceleri spotlarla dışarıdan aydınlatılmaya başlandı.

        İkinci etap çalışmaları fabrikada 17 Ocak 2006 günü yapılan bir zeytin sıkımı denemesi ile sona erdi. Bu sıkımda 375 kilo zeytinden  38 litre yağ elde edildi. Değirmenin, baskı tablasının ve çuvalların bu sıkımdan önce kullanılmamış olmasından dolayı, yağın bir kısmı da buralarda kalmış ve emilmiş olduğu kanısına varıldı. Bu sıkım sırasında 2004 yılı deneme sıkımlarında edinilen deneyimler üzerine ısıtılmış su kullanıldı.

 Arazinin batı kenarında önceden varolduğu temellerinden anlaşılan istinad duvarının, mevcut temelleri üzerinde izolasyonlu olarak inşa edilmesi ve Klazomenai Zeytinyağı Fabrikası'na yönelik giriş hizmet ünitelerinin KARSAN ekibi tarafından tamamlanmasıyla ayağa kaldırma çalışmalar tamamlanmış oldu.

        Yapının tümüyle tasarlanması sırasında günü gününe işin içinde yaşayan, yapının ayağa kaldırılması süresince işin başından ayrılmayan ve hatta bizzat çalışmalara katılan Grafiker Ertan İplikçi ile proje ve fikir arkadaşı Güven Bakır'ın yeni projeler üzerinde fikir yürütme sohbetleri, orijinal buluşlarıyla ve verdiği gönülden destekleriyle fabrikaya önemli katkılarda bulunan KARSAN Firması’nın Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Mete ve Restoratör Mimar Tamer Pakben ile birlikte biraraya geldikleri her ortamda yapılmakta ve sürüp gitmektedir. resim 31, resim 36, resim 54, resim 55, resim 56, resim 58, resim 59, resim 60, resim 61, resim 64.

ZEYTİNYAĞI KÜLTÜRÜNÜ TANITAN BİR ETNOLOJİ MÜZESİNE DOĞRU

        Klazomenai  Zeytinyağı fabrikası'nın inşa edildiği zamanlardan sonra da, bir zeytin yöresi olan Urla ve civarında zeytinyağı sıkmaya yönelik tesislerin yapımına ve buralarda zeytin sıkılmasına devam edilmiştir. O günden günümüze, zeytinyağı üretim işliklerini ya da küçük ölçekli üretime yönelik sıkım düzenekleri çok çeşitlidir. Bu çeşitlilik içinde yer alan bazı örneklere, Urla'da ve köylerinde hala rastlanmaktadır.  Yakın bir gelecekte tamamen yok olup gidecek bu kalıntıların bir merkezde toplanıp korunması, Anadolu'daki zeytinyağı kültürünün tanınması açısından büyük kazanç olacaktır.

        Terkedilmiş ve çökmekte olan zeytinyağı fabrikalarından biri Urla'nın Zeytineli Köyü'nde yer almaktadır. Günümüzün motorlu yağ ayrıştırma sistemlerinin öncesine ait olan bu tesis, insan ve hayvan gücü ile çalışmaktaydı. Şimdilerde harabeye dönüşen bu tesisisin, yok olmasının  önüne geçmek, ona eğitsel bir işlev vermek üzere, tesisin bir bütün olarak alınıp korunmaya ve sergilenmeye elverişli bir alana taşınması, işler hale getirilerek, zeytin sıkım zamanlarında çalıştırılması planlanmaktadır. Böylece zeytinyağı teknolojisi tarihinin Urla'daki halkalarından biri korunabilmiş olacaktır resim 62.

        Komili Zeytinyağları sponsorluğunda ayağa kaldırılan Klazomenai Zeytinyağı Fabrikası'nın ardından, yine bu yöreye ait bir tesisin, Urla Zeytineli Köyü Zeytinyağı Fabrikası'nın sergilenmek üzere kurtarılmak istenmesi, sevindirici ve yöre zeytinciliği ve zeytinyağcılığının atağa geçmesi açısından ümit verici bir gelişme olacaktır.

        Zeytineli Köyü zeytinyağı işliğinin yeniden işler hale getirilmesi projesi ile yan yana yürütülmek istenen bir proje daha vardır. O da çocukların boyutlarına göre tasarlanmış, küçük, ama gerçek, işleyen bir zeytinyağı işliğidir. Çocukların işliği için, Üçüncü Murad dönemindeki düğün şenliklerini gösteren Surname-i Muradiye'de yer alan bir minyatüre konu olan altı tekerlekli bir araba üzerine yerleştirilmiş zeytin değirmeni model alınacaktır. Yapılan tesise zeytin hasadı döneminde bahçelerinden topladığı zeytinlerle gelen çocuklar, zeytinlerini bu değirmende hamur haline getirecek ve preslerinde sıkıp yağ süzgülerinde dinlendirecek, ayrıştırdıkları yağı şişeleyip, tasarımını kendilerinin yaptıkları etiketleri üzerlerine yapıştıracaklardır. Böylece hem imece çalışmayı öğrenecekler, hem de zeytinin yapısı, doğanın bu armağanından yağ elde etmek için verilen emek, bu emek sayesinde yağ olarak ortaya çıkan sağlık verici ürünün değeri konularında bilgi sahibi olacaklardır resim 63.

KLAZOMENAİ ZEYTİNYAĞI İŞLİĞİNE NASIL GİDİLİR ?

        İzmir'den ve Çeşme'den yola çıkanlar, İzmir–Çeşme otoyolunu kullanarak Urla İskele'sine ulaşabilirler. Otoyolun Urla çıkışından sonraki kavşaktan güneye doğru dönüldükten sonra, ağaçlı yoldan kuzeye doğru, yani deniz kıyısındaki İskele'ye doğru ilerlendiğinde, ağaçlı yolun sonlandığı göbekli kavşaktan sola, batıya dönülür. Döner dönmez yolun solundaki tarlanın içinde yükselen Klazomenai Zeytinyağı İşliği, depo ve kuyular kendilerini gösterecektir. Buraya, sağdaki Türk Telekom binasının karşısında bulunan ara yola girilerek ulaşılır resim 65.

İzmir, Ocak 2006
Ayla Savaş Bakır

 

2005 Yılından Notlar

2005 Yılında Klazomenai Zeytinyağı Fabrikası ile ilgili olarak yapılan etkinlikler

-VINOLIVE: 3-6 Mart tarihleri arasında, İzmir Kültürpark'ta düzenlenen " Peynir, Şarap, Zeytin ve Zeytinyağı" konulu "VINOLIVE" fuarında, 6 Mart günü düzenlenen, Moderatörlüğünü Nedim Atilla'nın yaptığı "Batı Anadolu Şarap ve Zeytinyağı Kültürü" konulu panele, Güven Bakır, Ali Ertan İplikçi ile birlikte konuşmacı olarak katıldı. Panelde Klazomenai Zeytinyağı İşliği'ni tanıtan bir slayt gösterimi de yapıldı ve “Klazomenai Zeytinyağı Fabrikası” isimli, Miko Siesta Cafe'nin bir Kültür Yayını olarak  baskısını Cenap Türksavaş'ın üstlendiği, bir kitapçık da konuklara ve fuar katılımcılarına dağıtıldı.

-KARABURUN: Karaburun'da 7 Ağustos 2005 tarihinde, 5-7 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen Karaburun Şenliği kapsamında, Nedim Atilla'nın Moderatörlüğünde ve Tijen İnaltong ve Ahmet Örs'ün de katıldığı "Zeytinyağı Uygarlığı" konulu panele Ali Ertan İplikçi Klazomenai Kazısını Temsilen, Konuşmacı olarak katılmış ve Klazomenai
Zeytinyağı İşliği'yle İlgili olarak konuşmuştur. Aynı panel kapsamında, Klazomenai Zeytinyağı İşliği de fotoğraflarla  görsel olarak da tanıtılmış ve anlatılmıştır
resim 66, resim 67, resim 68 .

-TMMOB Kimya Mühendisleri Odası: 10-12 Kasım 2005 tarihinde İzmir Ticaret Odası ve Ege Bölgesi Sanayi Odası'nda gerçekleştirilen, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası 50. Yıl Etkinliği Kapsamında düzenlenen, "Zeytinyağı ve Pirina Yağı Sempozyumu ve Sergisi"nde, Güven Bakır, 10 Kasım 2005 tarihinde İzmir Ticaret Odası'nın Konferans Salonu'nda, "M.Ö. 6. y.y. Klazomenai Zeytinyağı İşliği" isimli slaytlı bir bildiri sunmuştur. Bu bildiri, Sempozyumun "Bildiriler" kitabında yer alan bildiriden farklı, bağımsız bir bildiri şeklinde hazırlanıp sunulmuştur. Güven Bakır aynı günün akşamında da Nedim Atilla'nın Moderatörlüğündeki  panele konuşmacı olarak katılmıştır.

- BİR ÖDÜL:  Zeytinyağı İşliğinin ayağa kadırılması nedeniyle, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen "Tarihe Saygı - Yerel Koruma Ödülleri  (2005)" kapsamında, 17 Eylül 2005 Cumartesi günü, Çetin Emeç Toplantı Salonu'nda, Profesör Eti Akyüz tarafından Güven Bakır'a "Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıklarını Koruma Dalı Seçici Kurul Özel Katkı Ödülü", verildi. Bu projeye katkılarından dolayı, Komili Zeytinyağları’na da "Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıklarını Koruma Dalı Seçici Kurulu'nun Özel Katkı Ödülü" verilmiştir. resim 69, resim 70.

2005 yılı içinde gerçekleştirilen yayın faaliyetleri

- Sayın Levent Sayar'ın önerileri ve destekleri ile http://klazomenai.tripod.com  adresindeki "Klazomenai Kazısı" web sitemiz www. klazomeniaka.com adresine taşınmıştır.

- Ayla Savaş Bakır, Klazomenai Zeytinyağı Fabrikası, Miko Siesta Cafe Kültür Yayını, Mart 2005, İzmir.

- Bahar Kalkan, "Bir Zeytinyağı Mucizesi Klazomenai", Skylife, Mart 2005, Turkish Airlines, s.94-103.

- Klazomenai, Komili'den Zeytinyağı Kültürüne Destek", Unilever Magazin, Sayı: 12, Nisan-Mayıs 2005, Ankara, s. 25-33.

- Ayla Savaş Bakır-Ali Ertan İplikçi, "Klazomenai Zeytinyağı İşliği", Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Haberler, Sayı: 20, Mayıs 2005, İstanbul, s. 1-6.

- Nedim Atilla, "Batı Anadolu Şarap ve Zeytinyağı Uygarlığı", Gastro, Sayı: 27, Mayıs-Haziran 2005, Metro Yayınları, İstanbul, s. 38-44.

- Ayla Savaş Bakır, – Ali Ertan İplikçi, "Klazomenai Zeytinyağı İşliği", İzmir İzmir, Kent Kültürü ve Sanat Dergisi, Sayı:55, Yıl: 10, Eylül-Ekim 2005, s.11-13.

- Güven Bakır, Ali Ertan İplikçi, Elif Koparal, Ayla Savaş Bakır, "Klazomenai Zeytinyağı İşliği / The 6. Century B. C. Olive Oil Plant at Klazomenai", TMMOB Kimya Mühendisleri Odası 50. Yıl Etkinliği, Zeytinyağı ve Pirina Yağı Sempozyum ve Sergisi / Olive Oil and Olive–Pomace Oil Symposıum and Exhibition, Bildiriler Kitabı, Kasım 2005, İzmir – Türkiye, s.9-16.

 

Klazomenai Kazısı Projesinin 1979-2007 yılları arasındaki çalışmaları

KÜLTÜR - Turizm Bakanlığı ve EGE Üniversitesi'nin destekleri ile yürütülmüştür. ENKA Ltd. Şirketi, bu çalışmaların 2000-2005 yılları arasındaki bölümüne katkıda bulunmuştur.

 

***

 

M.ö. 6. yüzyıla ait Klazomenai Zeytinyağı işliğinin kazısı,

ayağa kaldırma çalışmaları, KOMİLİ Zeytinyağları tarafından

özel bir proje olarak ele alınmış ve  desteklenmektedir. 

 

Klazomenai ile ilgili ayrıntılı bilgi için bakınız: www.klazomeniaka.com
 

anasayfa