M.Ö. 5. YÜZYIL KENTİ (M.ö. 499/494 - 405)
Anakarada M.ö. 6. yüzyıl sonuna kadar izlenebilen yerleşim izleri, M.ö 5. yy. başında kesintiye uğramaktadır. Yerleşim izlerinin, FGT ve MGT sektörlerinde, M.ö. 5. yüzyıl başında izlenen yangın tabakası ile son bulması, anakaranın bu dönemde terk edildiğini göstermektedir.
Antik kaynaklardan Pausanias’ın
(VII. 3.9), Klazomenaililerden “Pers korkusu nedeniyle adaya geçerler"
şeklindeki ifadesinde anılan anakaradaki yerleşimden kaçış, M.ö. 499’da başlayan
İonia ayaklanmasının Persler tarafından sert bir şekilde bastırılması ile
gerçekleşmiş olmalıdır. Pers korkusuyla evlerinden kaçan halkın sığınabileceği
en uygun yer, karadan yaklaşık 500 m uzaklıktaki Karantina Adası'dır [resim 06-01]. Yerleşime
oldukça uygun olan ada, anakaradaki tarım alanlarına da yeterince
yakındır.
Adanın kuzey tepesinde yer alan “Athena
Polias” tapınağı alanında ele geçen geç arkaik figürinler M.ö. 5. yüzyıl başına
aittirler. Halkın, M.ö. 5. yüzyılda, gerçekten Karantina Adası’nda yaşayıp
yaşamadığını görmek amacıyla 1990 yılında adada küçük bir sondaj çalışması
yapılmıştır. 5.x.5 m boyutlarındaki bu sondaj adanın kuzey kesiminde, kıyıdan 14
m içeridedir. Sondaj, mümkün olan en çok malzemeyi elde etmek amacıyla, tepenin
eteğinde açılmıştır.
Çalışma sırasında beş ayrı
tabakaya rastlanmıştır. En üstte geç Osmanlı dönemine ait tabaka yer almaktadır.
Bu tabakanın altında, sondajdaki tek mimari yapıkatı olan, M.s. 5. yüzyıla ait
Roma dönemi yer alır. M.ö. 4. yüzyılın ilk yarısına ait olan üçüncü tabakanın
malzemesi yoğun olarak M.ö. 4. yüzyılın ikinci çeyreğine tarihlenmektedir. Son
iki tabaka M.ö. 5. yüzyıla aittir.
Adadaki çalışma
sırasında, sondajın boyutlarına oranla, oldukça fazla seramik bulguya
rastlanmıştır. Bunun nedeni, sondajın tepenin eteğinde yer alması ve tepeden
akan malzemenin bu noktada toplanmasıdır. Sondaj buluntularının çoğunluğunun
M.ö. 5. yüzyıl tabakalarına ait olması, bu dönemde adada yoğun yerleşim
olduğunun göstergesidir. Buna rağmen M.ö. 5. yüzyıla ait mimari yapı katına
rastlanmamıştır. Bu döneme ait iki tabakadan ilki bir taban, ikincisi ise dolgu
niteliğindedir.
M.ö. 5. yüzyıl tabakalarından
birincisi, beyaz yonga taşlarla oluşturulmuş bir tabandır. Yaklaşık 4 cm
kalınlığındaki tabanın mimarisi ele geçmemiştir. Tabanda ele geçen malzeme
mutbak kabı, bezemeli seramik ve siyah firnisli seramik fragmanlarından
oluşmaktadır. Siyah firnisli seramik içerisinde Attika seramiği ve yerel seramik
karışıktır. Taban, siyah firnisli buluntuya göre, M.ö. 470/460-425/400 yıllarına
tarihlenmektedir.
Beyaz yonga taşlarla oluşturulmuş
tabanın altında yer alan koyu renkli toprak, bir dolgu tabakasıdır. Ortalama 57
cm kalınlığındaki bu tabaka içerisinden, yaklaşık M.ö. 500-400 yılları arasına
tarilenen siyah firnisli seramik, günlük kullanım kabı ve dönemin dalgalı
çizgilerle, bandlarla, bitkisel motiflerle bezeli seramik parçaları ele
geçmiştir [resim 06-03].
Buluntular arasında yerel seramiğin dışında Attika seramiği de bol miktarda
görülmektedir.
Adada yapılan bu küçük sondaj ile
Klazomenaililerin, M.ö. 5. yüzyıl başlarında, buraya taşındıkları
anlaşılmaktadır. Pers korkusu ile anakaradan kaçan halkın yeni iskan yerleri
Karantina Adası olmalıdır. Sondajda ele geçen yoğun M.ö. 5. yüzyıl seramiği,
ileriki yıllarda yerleşime uygun alanlarda yapılacak kazılarla, bu döneme ait
mimari yapı katlarının da bulunacağına işaret
etmektedir.
Kentin M.ö. 478/7’de kurulan Attika-Delos
deniz birliğine düzenli olarak 1,5 talent vergi ödemesi Atina ile olan
ilişkisinin bir göstergesidir. Kentin bu dönemde hem Fenike hem de Attik
standartında gümüş sikke bastığı bilinmektedir. Yüzyıl içinde Fenike
standartının giderek terkedilmesi, Klazomenai’nin siyasal alanda olduğu gibi
ekonomik alanda da Atina’ya artan bağımlılığının göstergesi kabul
edilmelidir.
Atina’nın M.ö. 413’deki Sicilya bozgunu
sonrasında Klazomenaililerin Attika-Delos deniz birliğinden ayrılma ve kentteki
oligarkhların anakarada Polikhne’yi tahkim etme girişimleri bastırılmış,
ayaklanmanın önderleri Daphnus isimli yerleşmeye kaçmışlardır. Adadan ayrılmak
isteyen grubun, M.ö. 405’de Spartalı komutan Lysandros’un Anadolu’da kurduğu
egemenlik sırasında girişimlerini tekrarlayarak Khyton adlı bölgede bir kent
kurdukları anlaşılmaktadır. Kuşkusuz bu dönemde adadaki yerleşim de
sürmektedir.